Gaziantep hanlar ve çarşılar

Gaziantep Hanlar ve Çarşı

Kale dışındaki ilk yerleşime neden olan İskender’den sonra şehrin gelişimi başlamıştır. Kale dışındaki ilk yerleşim yine kaleye doğru olmuş.

Beylikler döneminin karışık ortamına rağmen kent büyümüş. 1000 ile 1515 tarihleri arasına denk gelen bu dönem, yapılan camilere baktığımızda gelişimin yönü hakkında bir fikir edinebiliyoruz. Güneye doğru Ömeriye, batıya doğru Boyacı Camii ve Kale ile onun arasında kalan Alaüddevle kentin gelişim boyutlarını bize gösteriyor. Türktepe ile Boyacı Camii arasında oluşan yol topoğrafyaya da uyarak ileride Halep yoluna bağlanır. Irak’tan gelen İpekyolu’yla birleşen bu yok ticari önem kazanmış, burada pek çok han yapılmıştır. Uzun çarşı olarak anılan bu yol, bugün hala aynı özelliğini koruyor.

Osmanlı Dönemi’nde Gaziantep giderek önemli bir ticaret merkezi olma yolunda ilerlemiş, Osmanlı’nın yükseliş döneminde, Halepli tüccarların yabancılara hatta Avrupa’ya sattığı dokumaların üretim merkezi haline gelmiş, halkın ticari zekası ve çalışkanlığı Gaziantep’i bir ticaret merkezi haline dönüştürmüştür. Binlerce dokuma tezgahı, hanlar, kervansaraylarla yüksek bir refah düzeyine ulaşmıştır.

19. yüzyılın başından itibaren Ermeni nüfusunun artışı kentin fiziki oluşumunu belirlediği gibi, ticari yaşamı da etkilemiştir. Kentteki yaşama giderek hakim olan Ermeniler, 1847’de misyonerlerin desteğiyle eğitim, ticaret ve zanaat alanlarında belirleyici rol oynamaya başlamışlardır. Osmanlı’nın idari ve ekonomik açıdan zayıf düştüğü bu dönem, Ermenilerin ekonomiye hakim oldukları dönemdir.

Cumhuriyet’e kadar devam eden bu durum, Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan yeni dengelerle değişmiş, ticaret ve ekonomi tekrar Müslümanların eline geçmiştir. Savaşta büyük hasar gören Müslüman yerleşimlerinde yaşayanlar hasar görmeyen Ermeni yerleşimlerine taşınmış, harabeye dönen çarşı hızla onarılmıştır.

İpek Yolu’nun üzerinde olması, Halep’e bağlı bir sancak olması Gaziantep’te ticareti hep geliştirmiş. Gazianteplilerin azim ve çalışkan karakteriyle ticari dehası tüm zorlukları aşmış. Savaştan önce 1902 tarihli Halep Vilayeti Salnamesi’ne göre, Antep’te 2320 dükkan, 4 bedesten, 15 han, 30 fırın, 6 tabakhane, 45 boyahane, 11 değirmen, 8 içki fabrikası, 5 sabunhane, 2210 dokuma tezgahı bulunmaktaymış.

Dokuma, buğday, fıstık, kahve, nişadır, kalay, mazı, cehre ve boya gibi çok çeşitli ürünlerle, el sanatı ürünleri, bu ticarette önemli yer tutmuştur. Dokumacılık, nacarlık, kakmacılık, Keçecilik, nakkaşlık, taş ustalığı, bakırcılık, sobacılık, yemenicilik, dericilik, sabunculuk, kutnuculuk, kilimcilik, kuyumculuk, çömlekçilik, semercilik, zurnacılık gibi zanaat işlerinde Antep tercih edilen bir yer olmuş.

Tüm bu işlerde çalışanlar Kale’nin etrafında Türktepe’den başlayan, Şire Han’da sona eren çarşılarda yer tutmuşlar. Bugün hala aynı olmasa da, benzer bir lonca sistemi devam etmektedir. İş kolları bir arada bulunmaktadır.

Hiç kuşkusuz 1950’den sonra değişen yaşam tarzıyla değişen alışveriş alışkanlıkları, bu loncaların çökmesine, hatta bazı iş kollarının tamamen kaybolmasına neden olmuş. Sanayileşmeyle el emeği ürünlere talep azalmış, üretimhaneler yerine fabrika ürünlerini alıp satan dükkanlar çoğalmış. Bu süreçte meydana gelen büyük yangınlarla bazı çarşılar, arastalar tamamen ortadan kalkmış.

Yorum yapın

Emailiniz görünmeyecek. Doldurulması zorunlu alanlar *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>