doliche and kommagene (1)

Dülük Antik Kenti Hakkında Bilgiler

Anadolu, tarihin her döneminde insan yerleşimine sahne olmuştur. İşte bunlardan bi­risi de Dülük Antik Kentidir. Gaziantep İlinin 10 km kuze­yinde yer almaktadır. Keşfettikçe daha bir seveceğiniz Dülük, An­tik Dönemde güney, ku­zey, doğu ve batıdan uzanan ticaret yollarının kesiştiği kavşak noktada, Asurlular döneminde Mezopotam­ya’dan Kilikya’ya uzanan yolun, Helenistik ve Roma döneminde ise Antakya ve Kilikya’dan Zeugma’ya uza­nan İpek Yolu’nun güzerga­hında bulunmaktaydı.

Dülük Antik Kenti, bu­gün kendi adıyla anılan Dülük Köyü’nün kuzey bi­tişiğindeki Keber Tepesi ve çevresinde toprak altında­dır. Kentin kutsal alanı ise Dülük Köyünün yaklaşık 3 km. güneybatısında, çam ağaçlarıyla kaplı, 1.211 ra­kımlı Dülük Baba Tepesinde yer almaktadır. Doliche’nin din­ler tarihi için öne­mi bilim dünyasında uzun zamandan beri bilinmektedir. Roma tanrısı Jupiter Dolic­henus’un anayurdu olarak Kommage­ne bölgesel sınırlarını aşan bir üne sahiptir. Bu tanrının tapınım gördüğü bölgeler Ak­deniz’in büyük kısmını kap­lamaktadır. Jupiter Doliche­nus’un günümüze ulaşan büyük çoğunluğu üstün bir kalite sergileyen tasvirleri, Roma İmparatorluğu’nun birçok eyaletinde, özellik­le Fırat ve Tuna Nehirleri civarlarında ve Roma şehri sınırları içerisinde bulun­muştur. Doliche’nin hava tanrısının en belirgin özel­likleri arasında gökyüzünün güçlü hakimlerinden biri olması, haklının gözetici­si, öç alan ve yağmurlara hükmeden olarak anılması sayılabilir. Başpınar Zey­tintepe mevkiinde bulunan kabartmada da görüldüğü üzere, tasvirlerdeki iko­nografik detaylar, özellikle de başlı­ğında yer alan boynuzlar ve toplanmış uzun saçları tanrının kökenlerinin doğuya da­yandığını gös­termektedir. Yukarıya kaldır­dığı ellerinde gü­cünün temsilcileri çifte balta ve yıldırım demetini tutmaktadır. Bu özellikleriyle Jupiter Doli­chenus’un Önasya bölge­sinde yaygınlıkla tapınım gören Sami Hava Tanrısı Hadad ve Hitit tanrısı Teşup ile eş tutulduğu anlaşılmak­tadır.

Dülük Antik Kenti’nin güney teraslarında Alt Pa­leolitik Çağında kullanılan çakmaktaşı aletler ve bu aletlerin yapıldığı atölyeler bulunmuştur. Bu taş aletler özgün bir karakter kazandığından literatürde “Dülükien” olarak adlan­dırılmıştır. Bu kalıntılara dayanılarak Dülük M.Ö. 600.000 yıllarına tarihlen­mekte olup, dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olarak gösterilmektedir. Ke­ber Tepesi’nin güneyinde ise Mezolotik Çağında barınma için kullanılan bir mağara (Şarklı Mağara) bulunmuş­tur.

Bir zamanlar Dülük; Teşup, Zeus ve Jüpiter Do­likhenos inançları; kilit merkeziydi. Burada Hitit İmparatorluğu döneminde (M.Ö. 2. bin) gök ve fırtına tanrısı Teşup’un tapına­ğı bulunuyordu. Teşup sol elinde şimşek demetiyle, sağ elinde çift ağızlı baltay­la boğa üstünde durur hal­de taş üzerine kabartmaları işlenmiş, bronz heykelcik­leri yapılmıştır. Hellenis­tik ve Roma döneminde Teşup’un işlevi aynı, fakat sadece adı Zeus ve Jüpiter olarak değişmiştir. Roma’lı askerler tarafından Jüpiter Dolikhenos kültü sevilip, büyük saygı görmüştür. Kendilerine güç versin diye, Jüpiter Dolikhenos’urı küçük heykelciklerini kolye olarak boyunlarına takan askerler, bu dini Roma’ya kadar yaymışlardır.

Ayrıca Dülük’de Mitra inancı da mevcuttu. Dün­yada bilinen yeraltına inşa edilen Mithras Tapınakları­nın (Mithraeum) en büyüğü, Dülük’te Keber Tepesi’nin güney eteğinde bulunmuş­tur. İki salonlu olan yeraltı tapınağının mihrabı ko­numundaki merkezi nişte “Tauroktoni” adı verilen boğa öldürme sahnesi ka­bartma halinde işlenmiş­tir.

Mithra; en gizemli inançtır. Mithras gizemciliği bu dine kabul edilenlere açık­lanan bir sır etrafında ya­pılanmıştır. Mithra dininin özü sır olduğundan dolayı, bu öğretiye ait yazılı belge bulunmamaktadır.

Doliche’deki Mithraeum­lar 1997 ve 1998 yıllarında Doliche’nin antik yerleşim tepesinin altında bulun­muştur. Bunlar açık bıra­kılmış yeraltındaki bir taş ocağına yapılmıştır. Yoğun tahrip edilmiş olmasına rağ­men iki kült kabartmasında ünlü sahne Mithras’ın boğa­yı öldürürken resmedildiği görülmektedir. İki tane yan yana bulunmuş Mithraeum, Doliche’de Mithras gizeminin çok sayıda inananının olduğunun kanıtıdır. İki Mithraeum da ebatlarından dolayı büyük hangar etki­sini uyandırmaktadır. Bu iki Mithraeum şimdiye dek Akdeniz dünyasında bilinen en büyükleridir ki, mağara­lar sonradan eklemeler ile küçültülmüş olasılığı tam olarak sonuçlandırılma­mıştır. 1997 yılında Küçük Asya Araştırma Merkezinin Mithraeumları keşfetmesi­ne dek Mithraeum 1’e 1×1 metre ebatlarında bir girişi sağlayan bir açıklık bulun­maktaydı, Mithraeum 2 ise tamamen kapalıydı. Bu yüzyıllarca meydana gelmiş olan erozyonların etkisidir. Mağaraların üst yanındaki yamaçtan, Mithraeum önündeki taban seviyesini 6 metreye kadar yükselme­sine ve girişlerin kapanma­sına neden olan zamanla toprak ve taşlar kaymıştır. Bugün ağaçsız bir orman yolu enkaz arasından geçişi sağlamaktadır. Antik dö­nemde bütün giriş alanı çok daha derindeydi.

Bizans döneminde de Dülük kenti, Hititlerden beri süregelen kutsal şehir konumunu başpiskopos­lukla devam ettirmiştir. Bu dönemde Telukh adıyla bir eyalet merkezi olmuştur. İslam akınları neticesinde Dülük kenti oldukça tahrip olmuş, başpiskoposluğun 7. yüzyılda Zeugma’ya ta­şınmasıyla dini merkez ko­numunu kaybetmiştir. Bu tarihten itibaren Gaziantep Kalesi çevresinde kurulan yeni bir şehir olan Ayıntap, Dülük kentinin yerini alma­ya başlamış ve günden güne küçülen Dülük, Ayıntap’a bağlı bir köy haline gelmiş­tir. Dülük kutsal alanı ise, evliya Dülükbaba (Davut Ejder)’nın türbesiyle kutsal alan kimliğini günümüze kadar taşımıştır. Bugün Dü­lük’te görü­lebilen kalın­tılar, Keber Tepesi’nin gü­neyindeki Şarklı Mağara ile Keber Tepesi’nin karşı sırtlarında nekro­pol alanı vardır. Nekropol alanında çok sa­yıda kayaya oyulmuş oda mezarları mevcuttur. Bu kaya mezarların bazısının ön odasına taş basamaklar­la (Dramos) inilerek ulaşıl­maktadır. Mezar içerisinde lahitler bulunmaktadır. Me­zar odalarının bazısında dini mitolojik konulu kabart­malar mevcuttur. Bunların birinde ruh anlamına gelen Psikhe’ye, Hermes, ölünün ruhunu yer altı dünyasına (Hades) götürmesi için yol göstermektedir. Bazı me­zarlarda ise, baktığını taşa çeviren Medusa başı kabart­ma olarak işlenmiştir. Antik dönemde de ölüm sonrası dirilme inancı vardı. Bu se­beple “ölünün evi” olarak kabul edilen bu mezarlar, günlük yaşanılan ev biçi­minde yapılmıştır. Nekropolün doğusunda Mar-Slemun Manastırı’na ait olduğu tahmin edilen iki kaya kilisesi de vardır. Ayrıca Dülük Köyünün do­ğusunda antik taş ocakları mevcuttur. Dülükbaba Te­pesinde, Jüpiter Dolikhenos tapınağının arşitrav parça­ları ve taban döşemesine ait yassı blok taşlar az sayıda da olsa toprak üstüne ya­yılmıştır. Bu alanda Müns­ter Küçük Asya Araştırma Merkezi tarafından kazı çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca burada Jüpiter Do­likhenos tapınağındaki gö­revlilere ait kaya mezarları mevcuttur. Taş basamaklar­la inilen mezar girişlerinde dairevi biçimli kapak taşları, mezar içlerinde ise girlantlı lahitler mevcuttur. Bunların 17 adedi Gaziantep Müzesi tarafından temizliği yapıla­rak ziyarete açılmıştır.

Antik Dülük Kenti ve Dülük Köyü geleneksel kesme taştan evleri, Osmanlı döne­minden kalma camisi, kaya mezarları ve kiliseleri, taş ocağı, su kanalları ve Musa Kazım türbesiyle yöreye özgü geleneksel tarihi mi­mari özelliğiyle de gezerken insana keyif veren, vakit kaybetmeden görülmeye değer yerlerin başında gel­mektedir.

Nasıl Gidilir?

Gaziantep’in 10 krn. ku­zeyinde Dülük Köyü’nün kuzeyindeki Keber Tepesi ve çevresinde yer alır. Gazian­tep-Yavuzeli istikametinde giderken, otoyola girmeden sol tarafta Beylerbeyi Koyu içinden geçen yaklaşık 5 km ilk asfalt bir yolla ulaşılır.

Yorum yapın

Emailiniz görünmeyecek. Doldurulması zorunlu alanlar *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>